Harry Kewell 'Süper Hikayem'e Konuk Oldu
Galatasaray’in eski oyuncularindan Harry Kewell, ’Süper Hikayem’e konuk oldu.
Süper Lig’de forma giyen efsane futbolcularin izleyiciye hikayelerini anlattigi, yayinci kurulusun sevilen programi “Süper Hikayem’in bu haftaki konugu; Galatasaray formasiyla üç sezon boyunca boy gösteren dünyaca ünlü futbolcu Harry Kewell’di. Avustralyali oyuncu Türkiye’ye gelisinden, unutulmaz gollerine, Istanbul anilarindan, oynadigi en iyi futbolculara kadar birçok özel anisini paylasti. Iste Kewell’in açiklamalari:
- Galatasaray’a gelmeden önce 2005’te Istanbul finaline çiktin. O günleri anlatir misin?
2005’e döndügümüz zaman hikayenin aslinda iki farkli boyutu var. Birincisi bireysel açidan, ikincisi de takim açisindan. Bir Avustralyali olarak Sampiyonlar Ligi gibi bir mecrada oynamak herhalde ulasabilecegim en üst seviyelerden biriydi. Liverpool’u düsünüyorum da o kulübün bir parçasi olmak ve o özel oyunun bir parçasi olmak... O maçta sakatlandim, 90 dakikanin tamaminda oynayamadim. O maçi tamamlayamamak benim için hayal kirikligiydi ama bu bir ekip oyunu ve takimin degeri ön plana çikti. Liverpool’un basardiklari açisindan olaganüstü bir geceydi. 3-0 geri düsüp ikinci yari da büyük bir geri dönüse imza atip maçi penaltilara götürmek O Liverpool takiminin bir parçasi olmaktan dolayi mutluydum.
- Galatasaray transfer sürecinde neler yasadin?
Ingiltere’de zor dönemlerden geçiyordum. Ülke disindaki opsiyonlara bakiyorduk. Sonra Galatasaray seçenegi ortaya çikti. Galatasaray’in hangi yöne, hangi açiyla gittigini inceledik ve onlarla temaslarimizda sadece yönetim kurulundan degil, oyunculardan ve taraftarlardan da son derece olumlu izlenimler aldim. Hem kendim hem de ailem için oraya gitmek iyi bir seçenekti. Bunu biliyordum. Oynadigim üç yillik süreçte çok keyif aldim.
- Türkiye’ye gelmeden önce neler düsünüyordun?
Açikçasi bir beklentim yoktu. Buraya isimi yapmak için geliyordum. Profesyonel bir futbolcuydum. Söyledigim gibi, zor bir dönemden geçiyordum ve yolumu bulmaya çalisiyordum. Burada sicak bir sekilde karsilandim ve futbolum da daha iyiye dogru gitti. Burada oynadigim futboldan aldigim keyfi yüzümdeki gülümsemeden anlayabilirsiniz.
- Galatasaray’a golle merhaba demek nasil bir duyguydu?
Inanilmaz stadyumlarda, olaganüstü taraftarlar karsisinda oynadim. Sunu fark ettim; etrafima baktim ve coskulu bir atmosfer gördüm. Olaganüstüydü ama tekrar söylüyorum, ben isimi yapmaya gelmistim. Çalismaya ve gol atmaya gelmistim. Ilk geldigimde heyecan içerisindeydim. Hasan Sas ile oynamaktan büyük keyif aldim çünkü bana her zaman güzel ortalar yapti. Bana da arka direge gidip toplari kaleye göndermek kaliyordu. Ilk golümü hatirliyorum. Sag kanattan bir orta kesti ve ben isini iyi yapan herhangi sol açik oyuncusu gibi arka direge kosumu yaptim ve kolay bir vole ile golü kaydettim.
- Galatasaray’a karsi rakipler nasil mücadele ediyordu?
Inanilmaz bir tutku gördüm. Inanilmaz bir mücadele gördüm. Özellikle de takimlar Galatasaray’a karsi oynamaya geldiginde Bir hafta önceki maçlarini izledigimizde, iyi oynayabilirlerdi fakat bizim karsimiza çiktiklarinda hepsi 10 kati performans sergilerlerdi. Bir sonraki hafta da ise yine iyi oynarlardi. Galatasaray oyuncusu olarak sahaya çiktigimda herkese karsi oynadigimizi hissederdim! Zorlu bir dönemdi ve ilk senemde çok sey ögrendim. Ligi besinci bitirmek hayal kirikligiydi ama bir önceki sezon sampiyon olmuslardi. O yüzden beklentileri karsilamak da zordu ama ben yine de çok keyif aldim. Daha fazla deneyim kazanmak ve daha fazla süre almak istiyordum.
- Hamburg maçinda stoper oynarken neler hissettin?
O Hamburg maçi ilginçti çünkü stoperlerimizden bir tanesi ya sakatlandi ya da cezaliydi. Ben de orta saha oyuncularimizdan birisine “Sen stopere kay, ben de orta sahaya geçeyim” dedim. O da bana söyle bir bakti ve “Hayir, ben stoper oynamam!” dedi ama ona bu boslugu doldurmak zorunda oldugumuzu söyledim. Tam hatirlamiyorum ama son 15 dakikada stoper oynamak zorunda kaldim. Sonraki haftada bu kez orta saha oyucumuz ya sakatti ya da cezaliydi. Hatirliyorum da teknik direktörümüz gelip benden takima böyle bir iyilikte bulunup bulunmayacagimi sormustu. Stoperde oynayabilir miydim? Ben de olur dedim. Çok gergindim. Zorlu bir maçti. Hakan Balta ile yan yana oynadik. Halbuki genellikle sol bek bölgesinde oynardi. Yani ikimiz de defansin ortasinda görev almistik. Hata yaptiklarinda sürekli olarak kendi stoperlerimize bagirirdim ama onlarin pozisyonunda oynadiginizda ve santraforlarin size dogru geldiklerini gördügünüzde bu gerçekten ürkütücü bir durum. Çünkü bir hata yapamazsiniz. Nitekim hatalar gol yemenizle sonuçlanir. Denedigim için mutluyum ama yine de defans degil, hücum oyuncusu olmayi tercih ederim. Sanirim o zamanki teknik direktörümüz “Bülent Korkmaz”, oyunu bildigimi ve gerekli olan, ihtiyaç duyulan pozisyonu bildigimi anlamisti. Bunu göz önünde bulundurdu ve bu görevi üstelenebilecegimi düsündü. 70 dakika boyunca her sey yolunda gitti. Sanirim 2-0 öne geçtik fakat daha sonra dagildik. Avrupa’da böyle bir lüksünüz yok. Bütün maç boyunca üzerinize düseni yapmalisiniz.
- Hamburglu futbolcular onu stoperde gördüklerinde sasirdi mi?
Belki bunu gördüklerinde sasirmislardir ama hangi pozisyonda oynarsaniz oynayin, görevinizi idrak ediyorsunuz. Benim görevim de rakip golcülerin skor yapmasini önlemekti. Topu kazanip atak oyuncularina pas vermem bekleniyordu ve bunu 70 dakika boyunca basarabildik.
- Galatasaray’daki 2. sezonu nasil geçti?
Frank Rijkaard’in geldigini duydugumda mutluluktan uçuyordum! Olaganüstü bir teknik direktördü. Oyuna bakis açisi farkli bir seviyedeydi. Futbolun nasil oynanmasi gerektigine dair benim bile gözlerimi açti diyebilirim. Antrenmanlarda taktiksel olarak aktardiklari bizim için gerçekten çok keyifliydi. Ben onun için böyle düsünürken ilginçtir ki o beni kimi zaman 11’de sahaya çikarir, kimi zaman da kulübeden oyuna sokardi. Ama sanirim beni nasil dogru bir sekilde kullanacagini biliyordu. Nedense sonradan girdigim maçlarda sürekli gol atiyordum. Kanitlamak istedigim bir seyler vardi. Sanssizligim ise, sadece o sezonda degil, pek çok sezonda performansimin sakatliklar nedeniyle sekteye ugramis olmasiydi. Fakat bu da oyunun bir parçasi ve bunu kabul etmeli ve yolunuza devam etmelisiniz. Önemli olan kendinizi fit tutmak ve kadroya döndügünüzde tam performans sergileyebilmek.
- Hagi için neler düsünüyor?
Yine kisisel olarak zor bir dönemden geçiyordum. Yine bir sakatlikla mücadele ediyordum ama kesin olan bir sey var ki Hagi gerçek bir efsane. Sadece bir oyuncu olarak degil, ayni zamanda bir Galatasarayli olarak. Onun üretebildiklerini ve kulübe kattiklarini görmek her zaman ilginçti. Daha uzun süre fit kalabilmek ve onun için Galatasaray’a daha fazlasini verebilmeyi çok isterdim. Üzerimde sürekli bir ugursuzluk vardi ama Galatasaray’da forma giymekten, çalistigim teknik direktörlerden ve o takimin bir parçasi olmaktan her anlamda büyük keyif aldim.
- Türkiye’deki derbi atmosferi hakkina ne düsünüyor?
Fantastik! Buraya gelen dostlarima bazen “Sirf maçi izlemeyin, taraftarlara da bir göz atin” derdim. Takimi destekleme sekilleri, kulüplerine verdikleri deger, tezahürat etme biçimleri tarifsizdi. Elbette her maç önemlidir ama bir derbinin önemini herkes bilir. Fakat bir derbide asla rehavete kapilmamalisiniz. Zihninizin açik oldugundan, en önemlisi de teknik direktörünüzün size verdigi görevi layigi ile yerine getirebileceginizden emin olmalisiniz. Bazen duygulariniz ön plana geçer, dogru düsünemez, hatalar yapabilir ve bu durum gol yemekle sonuçlanabilir. Türkiye’deki derbilerle ilgili olarak bence en önemli detay, konsantrasyonunuzun ne kadar yüksek oldugudur. Bununla beraber teknik direktörlerinizin isteklerini yerine getirmenizdir.
- Türkiye’de unutamadigi derbi maçi hangisi?
Besiktas’a attigim gol çok güzeldi. Büyük keyif aldim. Çünkü golün hazirlanisi inanilmazdi. Alti pastan ileriye dogru çiktik ve Besiktas defansinin arkasina sizdik. Fakat derbilerdeki özel bir golümü ya da bir animi seçme konusuna gelince; ben her seyden önce profesyonel bir futbolcuydum. Sevdigim sporu yapiyordum. Oynadigim her maçtan keyif aldim ve her maçi son maçimmis gibi oynadim. Hepsi de benim için özeldi. Sadece özel bir maç oynamaktasiniz diye diger maçlar, o maçtan önemsiz degildir. Buna inanmiyorum. Her maçta sahaya çikmali ve oymamaniz gerektigi gibi oynamalisiniz. Sizi 1 kisi de izlese 50 bin kisi de izlese ya da hiç kimse izlemese de tamamen oynamaniz gerektigi gibi oynamalisiniz. Ben her zaman böyle oynadim. Her zaman bir derbi maçina yaklastikça gerilimin arttigini hissedersiniz. Bazen iki hafta öncesinde bile röportajlar duyarsiniz. Hem basin hem de insanlar yaklasan derbiden, sonucun ne olabileceginden bahseder. Herkesin izleyecegi bir maç. Futbolcularda bile bu gerginligi gözlemleyebilirsiniz. Bazen futbolcular, insanlarin ne düsünecegine gereginden fazla odaklanir. Tekrar tekrar düsünmeye herek yok, derbi derbidir! Önemlidir ama odaklanmak için zihninizi bosaltmaniz gerekir. Bunun için ne gerektigini bilmelisiniz. Çünkü acele ve heyecanli bir sekilde derbiye giderseniz saçma bir sey yapabilirsiniz. Gittiginiz her derbide fark etmissinizdir ki ilk 10 dakika çilginca geçer. Uçarak kayan futbolcular, tekmeler, çirkin seyler olur çünkü kimisi oyundan atilir, kimisi büyük hatalar yapar Bu yüzden böyle maçlara sakin kafayla gitmenin önemli oldugunu düsünüyorum. Saglikli düsünebilmen gerekir. Bir derbiye giderken sinirleriniz saglam olmali. O maçin günü gelir, oynamasi çok heyecanlidir ama akliselim olmaniz gerekir. Çünkü akliniz yerindeyse kazanma sansiniz artar.
- Tribünlerde sana yapilan ‘Daddy Cool’ tezahürati, nasil bir duygu?
Inanilmazdi Bu tezahürat Liverpool’da basladi.
Bu sarkinin Harry Kewell versiyonunu söylüyorlardi. Daha sonra Galatasaray taraftarlari da bu tezahürati yorumladi. Bazi futbolcular da kiskandi! Çünkü tezahürat yapilirken ayni anda Daddy Cool sarkisi statta çaliniyordu. Sahaya çikmak ve bu sarkiyi duymak olaganüstü! Gerçekten bu duruma bayiliyorum. Biraz tarafli olabilirim ama futbol dünyasinin en güzel sarkilarindan biri.
- Türkiye kariyerine vedanda neler hissettin?
Daha uzun süre kalmak isterdim ama olmadi. Benim için yola çikma zamani gelmisti. Zaten kariyerimin sonlarina geliyordum. Ben de kendi ülkeme bir seyler vermek niyetindeydim. O yüzden Avustralya’ya dönüp birkaç yil orada oynamak istedim.
- Istanbul’da geçirdigin günler sana ne ifade ediyor?
Sevgi dolu, güzel Istanbul’a gelmek güzeldi çünkü ailece Istanbul’u seviyoruz. Arkadaslarim, tanidiklarim Konustugum herkes Istanbul’a gelmek istiyor. Bütün kariyerimi Ingiltere’de geçirip daha sonra farkli bir kültürde futbol oynayabilmek ve bundan keyif almak müthis bir deneyimdi. Olaganüstüydü! Müthis anilarim var. Türkiye’ye gelmek, burada futbol oynamak, tatillerimi geçirmek Bunu gerçekten sevdim. Bir sürü güzel anim var. Ben de buraya geldigimde çok güzel vakit geçiriyorum. Futbol hayatimda çok büyük bir yer tutsa da Istanbul’da olaganüstü bir tarih var. Müthis yemekler var, insanlar sahane. Araba sürüsleri biraz çilginca ama sikâyet etmiyorum. Burada hep sicak karsilandim. Galatasaray’a geldigimden beri ailem hep yanimdaydi ve insanlar buna saygi duydu. Sokaga çiktigimda normal bir sekilde yürüyüp ve insanlarla selamlasirdim. Kendimi sehrin bir parçasi gibi hisseder ve bundan keyif alirdim. Trafigin tikanmasini sevmiyorum ama bir sekilde ilerleyebilmeniz gerçekten sasirtici. Trafikteki insanlar çok kibar. Fakat ben yürümeyi daha çok seviyorum. Her yer buram buram tarih kokuyor. Nereye gidersen git, sicak bir karsilama ile karsilasiyorsun. Insanlar sana hep iyi davraniyor. Alisveris yapmak çok keyifli ama her seyden önce gezmeyi çok seviyorum. Muazzam bir bogaz manzarasi var. Artik düzenli olarak her firsatta buraya geliyoruz. Ailece misafirperverlikten çok büyük keyif aliyoruz.
- Unutamadigin maç var mi?
Insanlar bana bu soruyu sorduklarinda ayni cevabi veriyorum. Bu sporu yaparak büyüdüm ve her zaman keyif aldim. Sahaya her adim attigimda kendimi evimin rahatliginda hissettim. Bu sayede kendimi ifade edebildim. Sahaya çikip futbolumdan zevk alabiliyordum. Yüzümde bir gülümseme ile oynuyordum çünkü bu yapmak için dogdugum seydi. Yani insanlar yüzüne tebessüm getiren maç hangisiydi diye sorduklarina “Her maçim” cevabini veriyorum. Iç saha veya deplasman olsun, futbol oynadigim sürece hep keyif aldim.
- Kaybettigin maçlar sonrasi neler hissediyorsun?
Bazen kaybettiginiz bir maçtan sonra üzgün olabilirsin. Bir yari final veya final maçindan sonra hayal kirikligina ugrayabilirsiniz. Ya da bir derbi maçini kaybedebilirsiniz ama futbolla ilgili güzel olan sey her zaman bir oyundan ibaret olmasi. Bir sonraki maçta bu durumu telafi etme sansiniz vardir. Eger kaybettiginiz bir maça takilip kalirsaniz bu sizi iyice asagiya çekebilir ve sonraki maçlara kafaniz rahat çikamazsiniz. Maglubiyet ne kadar caninizi yaksa da bir sonraki maçta telafi etme sansiniz vardir. Daha yogun çalismali ve hatanizi telafi etmelisiniz.
- Hakemler hakkinda ne düsünüyor?
Bence hakemlerin zor bir isi var. Daha seri olmalari gerekiyor, daha hizli olmalari gerekiyor. Hem de maçin basindan sonuna kadar. Artik atletlerle bile yarisabilecek hakemler var. Bir an defans oyunculari ile savunma yapiyorlar, bir an sonra ise karsi yari sahada olmalari gerekiyor. Hakemler için sürekli olarak dogru karari verebilmek çok zor. Elbette herkesin onlara söyleyecek bir seyleri var, çünkü son karari onlar veriyor. Simdi VAR’i da degerlendirmemiz gerekiyor. Dogal haliyle izlediginizde bazi kararlarin hatali oldugu akliniza bile gelmeyebilir. Onlara karsi hosgörülü olmaliyiz çünkü zor bir isleri var ve pek çok sey onlarin dogru karar vermelerine bagli. VAR özellikle de ofsayt kurali için faydali. Kullanimi bu tür kararlar ile sinirlandigi sürece mantik çerçevesinde oluyor. Çünkü çiplak gözle dogruyu görmek çok zor. Bu yüzden de yarimda ihtiyaç var.
- Galatasaray’da oynarken, ‘keske söyle yapsaydim’ dedigin bir an oldu mu?
Sadece sakatliklar. Her gün antrenmanda olsun, maçlarda olsun yüksek performans vermeniz gerektiginde, sürekli olarak vücudunuzun sinirlarini zorladiginizda Evet, vücudumun bunlari daha iyi bir sekilde kaldirabilmesini isterdim. Kendime hep iyi baktim fakat biraz sanssizdim. Ama bir sürü sakatlik geçiren tek oyuncu da ben degilim. Bu tüm futbolcularin basina gelebilir.
- Galatasaray’da forma giydiginde en yakin arkadasin kimdi?
Milan Baros aklima geldi ama ben herkesle iyi geçinirdim. Herkesle konusmak için çaba sarf ederim. Her seferinde farkli insanlarin karsisina oturmaya dikkat ederim. Farkli insanlarla yemege çikarim. Hiçbir gruba özellikle takilip kalmadim çünkü bundan hoslanmam. Her disari çiktigimda farkli insanlarla iletisim kurmak hosuma gider.
- Galatasaray’da unutamadigin gol hangisiydi?
Her gol güzeldir ama benim için Bordeaux’ya attigim gol en güzeliydi. O maça ilk 11’de baslamadigim için mutlu degildim ama iyi hazirlanmistim ve maça sonradan da olsa dahil olmayi bekliyordum. Yasadigimiz bir kaza benim sonradan oyuna girmemi sagladi. Sag kanattan ilerlerken Lincoln ve Arda ile paslasmalarimiz oldu. Hatirliyorum da Arda kafasini kaldirdiginda orta yapmayi düsünüyordu ama gördü ki topu geriye çikarmak daha iyi bir tercihti. Benim de sutlarim hep iyi olmustur. Iyi bir sut çikardim ve kaleciyi hazirliksiz yakaladim. Hatirlayabildigim kadar tatli ve sirin bir suttu. Öyle sert vurmaya çalismadim. Dogal bir vurustu, çok siddetli degildi ama top çok iyi bir yere gitti. Ve bu gol tekrardan silkelenip maçi galibiyetle sonuçlandirmamizi sagladi.
- Birlikte oynadigin en yetenekli futbolcu kimdi?
Kariyerim boyunca bazi fenomen oyuncularla oynadim. Leeds’de oynarken olaganüstü yetenekli oyuncular vardi. Lee Bowyer ile David Batty benim en begendigim oyunculardan biriydi. Liverpool’da Xavi Alonso vardi, Sami Hyypia vardi, Pepe Reina vardi. Galatasaray’a gelince Arda vardi, Lincoln vardi. Shabani Nonda da çok iyi bir oyuncuydu. Avustralya milli takimindan Lucas Neill ve Mark Viduka Ama gelisimini gördügüm en iyi oyunculardan biri, sadece kulübü degil, milli takimi için de olaganüstü isler basaran Steven Gerrard’di. Olaganüstü bir oyuncu ama ayni zamanda sira disi bir kaptandi. Fakat en önemlisi, çok iyi bir insandi. Onunla oynayabilmek benim için zevkti.
- 2019’da taraftarlarla yeniden bulustun. O anlarda neler hissettin?
Sevecenlerdi Isini geregi takdir edilmek her zaman güzel bir duygudur. Ama hep söyledigim gibi, Galatasaray’in bir parçasi oldugumdan beri orada özel bir seyler oldugunu hissediyorum. Ne zaman Istanbul’a gelip bir maç izleme firsatim olsa büyük keyif aliyorum. Taraftarlar ile birbirimize duydugumuz saygi karsilikli ve bundan keyif aliyoruz.
- Antrenörlük yasantin hakkinda neler düsünüyorsun?
Aslinda kendimi sansli hissediyorum çünkü kariyerimin sonuna geldigimde lisansimi alma ve bir teknik direktör olma sansina ulastim. Henüz teknik direktörlük yapip yapmama konusunda kararsizdim ama lisansimi aldim ve bu isi çok sevdim. Antrenörlügü çok keyifli buluyorum, oyuncularin gelisimini takip etmek ve katkida bulunmayi seviyorum. Simdiden dört kulüpte çalistim ve çok keyif aldim. Tutku duydugum bir is ve bir an önce yeniden baslamak istiyorum. Spor alaninda, onlarla konusarak, onlara ögreterek genç oyunculara katkida bulunmak ve yeterli seviyeye ulasmalarini görmek, fikirlerini uygulamaya koymak, bunun getirdigi mükafatlar gerçekten son derece keyifli.
- Genç futbolculara bu yolda neler söylemek istersin?
Aslinda kariyerinin sonunda degil, kendisini yeni bir kariyerin basinda gören birisi olarak sansli oldugumu söyleyebilirim. Bunun bir parçasi olmaktan dolayi heyecanliyim. Genç futbolculara tavsiyede bulunmaya gelince, ilk olarak futboldan zevk almalilar. Eger yanlis sebepler için bu ise girerlerse çektikleri zorluklarin karsiligini alamayacaklarindan korkarim. Ilk bilmeleri gereken sey; futbol oynamaktan zevk almalari gerektigidir ki bu hiç kolay degil. Burada oturup kolay oldugunu, biraz yetenekleri varsa basarabileceklerine söyleyecek halim yok. Kalkip da onlara yalan söyleyecek degilim. Bu is çok büyük çaba, fedakarlik ve zaman istiyor. Sizin için oldugu kadar aileniz için de zor çünkü çogu zaman uzaktasiniz. Bunlar isin dogasinda var ama biliyorsunuz, dünyadaki en popüler spor bu ve insanlar bunu seviyor. Siz de insanlarin sevip izlemeye geldigi sporu icra ediyorsunuz. Bu harika bir sey! Her hafta canli bir performans izlemeye geliyorlar ve siz de bu performansi sergileyen kisisiniz. Bu harika bir sey! Eger futbolcu degilseniz bunu anlayamazsiniz. Gol atmak, taraftarin önünde oynamak Inanilmaz! Hayatinizin bütün bir kismini buna adiyorsunuz. Yani sansinizi degerlendirin, siki çalisin. Bu sayede basarili bir futbolu olma sansini elde edebilirsiniz.
- Türkiye’deki futbol hakkinda neler düsünüyorsun?
Tutku Türk futbolunda fazlasiyla tutku görüyorsunuz. Sporunuz için duydugunuz tutku inanilmaz. Buraya geldigimde sunu gördüm ki, taraftarindan futbolcusuna, yöneticisinden baskanina herkes kulübü için canini bile verebilir! Bu da olaganüstü bir sey. Negatif olarak bir sey görmüyorum. Herkes hatalar yapar ama devam etmeli ve andan keyif almaliyiz. Dogru olani yapmayi denemeliyiz.
- Süper Lig Kewell için ne ifade ediyor?
Bunlari söylemekten gurur duyuyorum. Yeni bir lig deneyimi yasadim. Yeni bir kültürü kesfettim ve bunu gerçekten sevdim. Daha uzun yillar kalip daha fazla maça çikmak isterdim. Insanlarin bana gösterdigi saygi olaganüstüydü. O yüzden biraz daha kalabilmeyi isterdim.
- Harry Kewell’in Süper 11’i
Yeterince sansliyim ki bu soru bana daha önce de sorulmustu. Derinlemesine düsünüp beraber oynadigim futbolculardan bir 11 yapma firsatim oldu. Dogru hatirliyorsam kalecim Pepe Reina’ydi.
Sag bekte Steve Finnan,
Stoperde Jonathan Woodgate ve Daniel Agger,
Sol bekte Ian Harte,
Defansif orta saha olarak David Batty,
Orta sahada Lee Bowyer ile Steven Gerrard
Sol kanatta Arda Turan, sag kanatta Abdul Kader Keita,
Forvette ise Mark Viduka
- Galatasaray’a gelmeden önce 2005’te Istanbul finaline çiktin. O günleri anlatir misin?
2005’e döndügümüz zaman hikayenin aslinda iki farkli boyutu var. Birincisi bireysel açidan, ikincisi de takim açisindan. Bir Avustralyali olarak Sampiyonlar Ligi gibi bir mecrada oynamak herhalde ulasabilecegim en üst seviyelerden biriydi. Liverpool’u düsünüyorum da o kulübün bir parçasi olmak ve o özel oyunun bir parçasi olmak... O maçta sakatlandim, 90 dakikanin tamaminda oynayamadim. O maçi tamamlayamamak benim için hayal kirikligiydi ama bu bir ekip oyunu ve takimin degeri ön plana çikti. Liverpool’un basardiklari açisindan olaganüstü bir geceydi. 3-0 geri düsüp ikinci yari da büyük bir geri dönüse imza atip maçi penaltilara götürmek O Liverpool takiminin bir parçasi olmaktan dolayi mutluydum.
- Galatasaray transfer sürecinde neler yasadin?
Ingiltere’de zor dönemlerden geçiyordum. Ülke disindaki opsiyonlara bakiyorduk. Sonra Galatasaray seçenegi ortaya çikti. Galatasaray’in hangi yöne, hangi açiyla gittigini inceledik ve onlarla temaslarimizda sadece yönetim kurulundan degil, oyunculardan ve taraftarlardan da son derece olumlu izlenimler aldim. Hem kendim hem de ailem için oraya gitmek iyi bir seçenekti. Bunu biliyordum. Oynadigim üç yillik süreçte çok keyif aldim.
- Türkiye’ye gelmeden önce neler düsünüyordun?
Açikçasi bir beklentim yoktu. Buraya isimi yapmak için geliyordum. Profesyonel bir futbolcuydum. Söyledigim gibi, zor bir dönemden geçiyordum ve yolumu bulmaya çalisiyordum. Burada sicak bir sekilde karsilandim ve futbolum da daha iyiye dogru gitti. Burada oynadigim futboldan aldigim keyfi yüzümdeki gülümsemeden anlayabilirsiniz.
- Galatasaray’a golle merhaba demek nasil bir duyguydu?
Inanilmaz stadyumlarda, olaganüstü taraftarlar karsisinda oynadim. Sunu fark ettim; etrafima baktim ve coskulu bir atmosfer gördüm. Olaganüstüydü ama tekrar söylüyorum, ben isimi yapmaya gelmistim. Çalismaya ve gol atmaya gelmistim. Ilk geldigimde heyecan içerisindeydim. Hasan Sas ile oynamaktan büyük keyif aldim çünkü bana her zaman güzel ortalar yapti. Bana da arka direge gidip toplari kaleye göndermek kaliyordu. Ilk golümü hatirliyorum. Sag kanattan bir orta kesti ve ben isini iyi yapan herhangi sol açik oyuncusu gibi arka direge kosumu yaptim ve kolay bir vole ile golü kaydettim.
- Galatasaray’a karsi rakipler nasil mücadele ediyordu?
Inanilmaz bir tutku gördüm. Inanilmaz bir mücadele gördüm. Özellikle de takimlar Galatasaray’a karsi oynamaya geldiginde Bir hafta önceki maçlarini izledigimizde, iyi oynayabilirlerdi fakat bizim karsimiza çiktiklarinda hepsi 10 kati performans sergilerlerdi. Bir sonraki hafta da ise yine iyi oynarlardi. Galatasaray oyuncusu olarak sahaya çiktigimda herkese karsi oynadigimizi hissederdim! Zorlu bir dönemdi ve ilk senemde çok sey ögrendim. Ligi besinci bitirmek hayal kirikligiydi ama bir önceki sezon sampiyon olmuslardi. O yüzden beklentileri karsilamak da zordu ama ben yine de çok keyif aldim. Daha fazla deneyim kazanmak ve daha fazla süre almak istiyordum.
- Hamburg maçinda stoper oynarken neler hissettin?
O Hamburg maçi ilginçti çünkü stoperlerimizden bir tanesi ya sakatlandi ya da cezaliydi. Ben de orta saha oyuncularimizdan birisine “Sen stopere kay, ben de orta sahaya geçeyim” dedim. O da bana söyle bir bakti ve “Hayir, ben stoper oynamam!” dedi ama ona bu boslugu doldurmak zorunda oldugumuzu söyledim. Tam hatirlamiyorum ama son 15 dakikada stoper oynamak zorunda kaldim. Sonraki haftada bu kez orta saha oyucumuz ya sakatti ya da cezaliydi. Hatirliyorum da teknik direktörümüz gelip benden takima böyle bir iyilikte bulunup bulunmayacagimi sormustu. Stoperde oynayabilir miydim? Ben de olur dedim. Çok gergindim. Zorlu bir maçti. Hakan Balta ile yan yana oynadik. Halbuki genellikle sol bek bölgesinde oynardi. Yani ikimiz de defansin ortasinda görev almistik. Hata yaptiklarinda sürekli olarak kendi stoperlerimize bagirirdim ama onlarin pozisyonunda oynadiginizda ve santraforlarin size dogru geldiklerini gördügünüzde bu gerçekten ürkütücü bir durum. Çünkü bir hata yapamazsiniz. Nitekim hatalar gol yemenizle sonuçlanir. Denedigim için mutluyum ama yine de defans degil, hücum oyuncusu olmayi tercih ederim. Sanirim o zamanki teknik direktörümüz “Bülent Korkmaz”, oyunu bildigimi ve gerekli olan, ihtiyaç duyulan pozisyonu bildigimi anlamisti. Bunu göz önünde bulundurdu ve bu görevi üstelenebilecegimi düsündü. 70 dakika boyunca her sey yolunda gitti. Sanirim 2-0 öne geçtik fakat daha sonra dagildik. Avrupa’da böyle bir lüksünüz yok. Bütün maç boyunca üzerinize düseni yapmalisiniz.
- Hamburglu futbolcular onu stoperde gördüklerinde sasirdi mi?
Belki bunu gördüklerinde sasirmislardir ama hangi pozisyonda oynarsaniz oynayin, görevinizi idrak ediyorsunuz. Benim görevim de rakip golcülerin skor yapmasini önlemekti. Topu kazanip atak oyuncularina pas vermem bekleniyordu ve bunu 70 dakika boyunca basarabildik.
- Galatasaray’daki 2. sezonu nasil geçti?
Frank Rijkaard’in geldigini duydugumda mutluluktan uçuyordum! Olaganüstü bir teknik direktördü. Oyuna bakis açisi farkli bir seviyedeydi. Futbolun nasil oynanmasi gerektigine dair benim bile gözlerimi açti diyebilirim. Antrenmanlarda taktiksel olarak aktardiklari bizim için gerçekten çok keyifliydi. Ben onun için böyle düsünürken ilginçtir ki o beni kimi zaman 11’de sahaya çikarir, kimi zaman da kulübeden oyuna sokardi. Ama sanirim beni nasil dogru bir sekilde kullanacagini biliyordu. Nedense sonradan girdigim maçlarda sürekli gol atiyordum. Kanitlamak istedigim bir seyler vardi. Sanssizligim ise, sadece o sezonda degil, pek çok sezonda performansimin sakatliklar nedeniyle sekteye ugramis olmasiydi. Fakat bu da oyunun bir parçasi ve bunu kabul etmeli ve yolunuza devam etmelisiniz. Önemli olan kendinizi fit tutmak ve kadroya döndügünüzde tam performans sergileyebilmek.
- Hagi için neler düsünüyor?
Yine kisisel olarak zor bir dönemden geçiyordum. Yine bir sakatlikla mücadele ediyordum ama kesin olan bir sey var ki Hagi gerçek bir efsane. Sadece bir oyuncu olarak degil, ayni zamanda bir Galatasarayli olarak. Onun üretebildiklerini ve kulübe kattiklarini görmek her zaman ilginçti. Daha uzun süre fit kalabilmek ve onun için Galatasaray’a daha fazlasini verebilmeyi çok isterdim. Üzerimde sürekli bir ugursuzluk vardi ama Galatasaray’da forma giymekten, çalistigim teknik direktörlerden ve o takimin bir parçasi olmaktan her anlamda büyük keyif aldim.
- Türkiye’deki derbi atmosferi hakkina ne düsünüyor?
Fantastik! Buraya gelen dostlarima bazen “Sirf maçi izlemeyin, taraftarlara da bir göz atin” derdim. Takimi destekleme sekilleri, kulüplerine verdikleri deger, tezahürat etme biçimleri tarifsizdi. Elbette her maç önemlidir ama bir derbinin önemini herkes bilir. Fakat bir derbide asla rehavete kapilmamalisiniz. Zihninizin açik oldugundan, en önemlisi de teknik direktörünüzün size verdigi görevi layigi ile yerine getirebileceginizden emin olmalisiniz. Bazen duygulariniz ön plana geçer, dogru düsünemez, hatalar yapabilir ve bu durum gol yemekle sonuçlanabilir. Türkiye’deki derbilerle ilgili olarak bence en önemli detay, konsantrasyonunuzun ne kadar yüksek oldugudur. Bununla beraber teknik direktörlerinizin isteklerini yerine getirmenizdir.
- Türkiye’de unutamadigi derbi maçi hangisi?
Besiktas’a attigim gol çok güzeldi. Büyük keyif aldim. Çünkü golün hazirlanisi inanilmazdi. Alti pastan ileriye dogru çiktik ve Besiktas defansinin arkasina sizdik. Fakat derbilerdeki özel bir golümü ya da bir animi seçme konusuna gelince; ben her seyden önce profesyonel bir futbolcuydum. Sevdigim sporu yapiyordum. Oynadigim her maçtan keyif aldim ve her maçi son maçimmis gibi oynadim. Hepsi de benim için özeldi. Sadece özel bir maç oynamaktasiniz diye diger maçlar, o maçtan önemsiz degildir. Buna inanmiyorum. Her maçta sahaya çikmali ve oymamaniz gerektigi gibi oynamalisiniz. Sizi 1 kisi de izlese 50 bin kisi de izlese ya da hiç kimse izlemese de tamamen oynamaniz gerektigi gibi oynamalisiniz. Ben her zaman böyle oynadim. Her zaman bir derbi maçina yaklastikça gerilimin arttigini hissedersiniz. Bazen iki hafta öncesinde bile röportajlar duyarsiniz. Hem basin hem de insanlar yaklasan derbiden, sonucun ne olabileceginden bahseder. Herkesin izleyecegi bir maç. Futbolcularda bile bu gerginligi gözlemleyebilirsiniz. Bazen futbolcular, insanlarin ne düsünecegine gereginden fazla odaklanir. Tekrar tekrar düsünmeye herek yok, derbi derbidir! Önemlidir ama odaklanmak için zihninizi bosaltmaniz gerekir. Bunun için ne gerektigini bilmelisiniz. Çünkü acele ve heyecanli bir sekilde derbiye giderseniz saçma bir sey yapabilirsiniz. Gittiginiz her derbide fark etmissinizdir ki ilk 10 dakika çilginca geçer. Uçarak kayan futbolcular, tekmeler, çirkin seyler olur çünkü kimisi oyundan atilir, kimisi büyük hatalar yapar Bu yüzden böyle maçlara sakin kafayla gitmenin önemli oldugunu düsünüyorum. Saglikli düsünebilmen gerekir. Bir derbiye giderken sinirleriniz saglam olmali. O maçin günü gelir, oynamasi çok heyecanlidir ama akliselim olmaniz gerekir. Çünkü akliniz yerindeyse kazanma sansiniz artar.
- Tribünlerde sana yapilan ‘Daddy Cool’ tezahürati, nasil bir duygu?
Inanilmazdi Bu tezahürat Liverpool’da basladi.
Bu sarkinin Harry Kewell versiyonunu söylüyorlardi. Daha sonra Galatasaray taraftarlari da bu tezahürati yorumladi. Bazi futbolcular da kiskandi! Çünkü tezahürat yapilirken ayni anda Daddy Cool sarkisi statta çaliniyordu. Sahaya çikmak ve bu sarkiyi duymak olaganüstü! Gerçekten bu duruma bayiliyorum. Biraz tarafli olabilirim ama futbol dünyasinin en güzel sarkilarindan biri.
- Türkiye kariyerine vedanda neler hissettin?
Daha uzun süre kalmak isterdim ama olmadi. Benim için yola çikma zamani gelmisti. Zaten kariyerimin sonlarina geliyordum. Ben de kendi ülkeme bir seyler vermek niyetindeydim. O yüzden Avustralya’ya dönüp birkaç yil orada oynamak istedim.
- Istanbul’da geçirdigin günler sana ne ifade ediyor?
Sevgi dolu, güzel Istanbul’a gelmek güzeldi çünkü ailece Istanbul’u seviyoruz. Arkadaslarim, tanidiklarim Konustugum herkes Istanbul’a gelmek istiyor. Bütün kariyerimi Ingiltere’de geçirip daha sonra farkli bir kültürde futbol oynayabilmek ve bundan keyif almak müthis bir deneyimdi. Olaganüstüydü! Müthis anilarim var. Türkiye’ye gelmek, burada futbol oynamak, tatillerimi geçirmek Bunu gerçekten sevdim. Bir sürü güzel anim var. Ben de buraya geldigimde çok güzel vakit geçiriyorum. Futbol hayatimda çok büyük bir yer tutsa da Istanbul’da olaganüstü bir tarih var. Müthis yemekler var, insanlar sahane. Araba sürüsleri biraz çilginca ama sikâyet etmiyorum. Burada hep sicak karsilandim. Galatasaray’a geldigimden beri ailem hep yanimdaydi ve insanlar buna saygi duydu. Sokaga çiktigimda normal bir sekilde yürüyüp ve insanlarla selamlasirdim. Kendimi sehrin bir parçasi gibi hisseder ve bundan keyif alirdim. Trafigin tikanmasini sevmiyorum ama bir sekilde ilerleyebilmeniz gerçekten sasirtici. Trafikteki insanlar çok kibar. Fakat ben yürümeyi daha çok seviyorum. Her yer buram buram tarih kokuyor. Nereye gidersen git, sicak bir karsilama ile karsilasiyorsun. Insanlar sana hep iyi davraniyor. Alisveris yapmak çok keyifli ama her seyden önce gezmeyi çok seviyorum. Muazzam bir bogaz manzarasi var. Artik düzenli olarak her firsatta buraya geliyoruz. Ailece misafirperverlikten çok büyük keyif aliyoruz.
- Unutamadigin maç var mi?
Insanlar bana bu soruyu sorduklarinda ayni cevabi veriyorum. Bu sporu yaparak büyüdüm ve her zaman keyif aldim. Sahaya her adim attigimda kendimi evimin rahatliginda hissettim. Bu sayede kendimi ifade edebildim. Sahaya çikip futbolumdan zevk alabiliyordum. Yüzümde bir gülümseme ile oynuyordum çünkü bu yapmak için dogdugum seydi. Yani insanlar yüzüne tebessüm getiren maç hangisiydi diye sorduklarina “Her maçim” cevabini veriyorum. Iç saha veya deplasman olsun, futbol oynadigim sürece hep keyif aldim.
- Kaybettigin maçlar sonrasi neler hissediyorsun?
Bazen kaybettiginiz bir maçtan sonra üzgün olabilirsin. Bir yari final veya final maçindan sonra hayal kirikligina ugrayabilirsiniz. Ya da bir derbi maçini kaybedebilirsiniz ama futbolla ilgili güzel olan sey her zaman bir oyundan ibaret olmasi. Bir sonraki maçta bu durumu telafi etme sansiniz vardir. Eger kaybettiginiz bir maça takilip kalirsaniz bu sizi iyice asagiya çekebilir ve sonraki maçlara kafaniz rahat çikamazsiniz. Maglubiyet ne kadar caninizi yaksa da bir sonraki maçta telafi etme sansiniz vardir. Daha yogun çalismali ve hatanizi telafi etmelisiniz.
- Hakemler hakkinda ne düsünüyor?
Bence hakemlerin zor bir isi var. Daha seri olmalari gerekiyor, daha hizli olmalari gerekiyor. Hem de maçin basindan sonuna kadar. Artik atletlerle bile yarisabilecek hakemler var. Bir an defans oyunculari ile savunma yapiyorlar, bir an sonra ise karsi yari sahada olmalari gerekiyor. Hakemler için sürekli olarak dogru karari verebilmek çok zor. Elbette herkesin onlara söyleyecek bir seyleri var, çünkü son karari onlar veriyor. Simdi VAR’i da degerlendirmemiz gerekiyor. Dogal haliyle izlediginizde bazi kararlarin hatali oldugu akliniza bile gelmeyebilir. Onlara karsi hosgörülü olmaliyiz çünkü zor bir isleri var ve pek çok sey onlarin dogru karar vermelerine bagli. VAR özellikle de ofsayt kurali için faydali. Kullanimi bu tür kararlar ile sinirlandigi sürece mantik çerçevesinde oluyor. Çünkü çiplak gözle dogruyu görmek çok zor. Bu yüzden de yarimda ihtiyaç var.
- Galatasaray’da oynarken, ‘keske söyle yapsaydim’ dedigin bir an oldu mu?
Sadece sakatliklar. Her gün antrenmanda olsun, maçlarda olsun yüksek performans vermeniz gerektiginde, sürekli olarak vücudunuzun sinirlarini zorladiginizda Evet, vücudumun bunlari daha iyi bir sekilde kaldirabilmesini isterdim. Kendime hep iyi baktim fakat biraz sanssizdim. Ama bir sürü sakatlik geçiren tek oyuncu da ben degilim. Bu tüm futbolcularin basina gelebilir.
- Galatasaray’da forma giydiginde en yakin arkadasin kimdi?
Milan Baros aklima geldi ama ben herkesle iyi geçinirdim. Herkesle konusmak için çaba sarf ederim. Her seferinde farkli insanlarin karsisina oturmaya dikkat ederim. Farkli insanlarla yemege çikarim. Hiçbir gruba özellikle takilip kalmadim çünkü bundan hoslanmam. Her disari çiktigimda farkli insanlarla iletisim kurmak hosuma gider.
- Galatasaray’da unutamadigin gol hangisiydi?
Her gol güzeldir ama benim için Bordeaux’ya attigim gol en güzeliydi. O maça ilk 11’de baslamadigim için mutlu degildim ama iyi hazirlanmistim ve maça sonradan da olsa dahil olmayi bekliyordum. Yasadigimiz bir kaza benim sonradan oyuna girmemi sagladi. Sag kanattan ilerlerken Lincoln ve Arda ile paslasmalarimiz oldu. Hatirliyorum da Arda kafasini kaldirdiginda orta yapmayi düsünüyordu ama gördü ki topu geriye çikarmak daha iyi bir tercihti. Benim de sutlarim hep iyi olmustur. Iyi bir sut çikardim ve kaleciyi hazirliksiz yakaladim. Hatirlayabildigim kadar tatli ve sirin bir suttu. Öyle sert vurmaya çalismadim. Dogal bir vurustu, çok siddetli degildi ama top çok iyi bir yere gitti. Ve bu gol tekrardan silkelenip maçi galibiyetle sonuçlandirmamizi sagladi.
- Birlikte oynadigin en yetenekli futbolcu kimdi?
Kariyerim boyunca bazi fenomen oyuncularla oynadim. Leeds’de oynarken olaganüstü yetenekli oyuncular vardi. Lee Bowyer ile David Batty benim en begendigim oyunculardan biriydi. Liverpool’da Xavi Alonso vardi, Sami Hyypia vardi, Pepe Reina vardi. Galatasaray’a gelince Arda vardi, Lincoln vardi. Shabani Nonda da çok iyi bir oyuncuydu. Avustralya milli takimindan Lucas Neill ve Mark Viduka Ama gelisimini gördügüm en iyi oyunculardan biri, sadece kulübü degil, milli takimi için de olaganüstü isler basaran Steven Gerrard’di. Olaganüstü bir oyuncu ama ayni zamanda sira disi bir kaptandi. Fakat en önemlisi, çok iyi bir insandi. Onunla oynayabilmek benim için zevkti.
- 2019’da taraftarlarla yeniden bulustun. O anlarda neler hissettin?
Sevecenlerdi Isini geregi takdir edilmek her zaman güzel bir duygudur. Ama hep söyledigim gibi, Galatasaray’in bir parçasi oldugumdan beri orada özel bir seyler oldugunu hissediyorum. Ne zaman Istanbul’a gelip bir maç izleme firsatim olsa büyük keyif aliyorum. Taraftarlar ile birbirimize duydugumuz saygi karsilikli ve bundan keyif aliyoruz.
- Antrenörlük yasantin hakkinda neler düsünüyorsun?
Aslinda kendimi sansli hissediyorum çünkü kariyerimin sonuna geldigimde lisansimi alma ve bir teknik direktör olma sansina ulastim. Henüz teknik direktörlük yapip yapmama konusunda kararsizdim ama lisansimi aldim ve bu isi çok sevdim. Antrenörlügü çok keyifli buluyorum, oyuncularin gelisimini takip etmek ve katkida bulunmayi seviyorum. Simdiden dört kulüpte çalistim ve çok keyif aldim. Tutku duydugum bir is ve bir an önce yeniden baslamak istiyorum. Spor alaninda, onlarla konusarak, onlara ögreterek genç oyunculara katkida bulunmak ve yeterli seviyeye ulasmalarini görmek, fikirlerini uygulamaya koymak, bunun getirdigi mükafatlar gerçekten son derece keyifli.
- Genç futbolculara bu yolda neler söylemek istersin?
Aslinda kariyerinin sonunda degil, kendisini yeni bir kariyerin basinda gören birisi olarak sansli oldugumu söyleyebilirim. Bunun bir parçasi olmaktan dolayi heyecanliyim. Genç futbolculara tavsiyede bulunmaya gelince, ilk olarak futboldan zevk almalilar. Eger yanlis sebepler için bu ise girerlerse çektikleri zorluklarin karsiligini alamayacaklarindan korkarim. Ilk bilmeleri gereken sey; futbol oynamaktan zevk almalari gerektigidir ki bu hiç kolay degil. Burada oturup kolay oldugunu, biraz yetenekleri varsa basarabileceklerine söyleyecek halim yok. Kalkip da onlara yalan söyleyecek degilim. Bu is çok büyük çaba, fedakarlik ve zaman istiyor. Sizin için oldugu kadar aileniz için de zor çünkü çogu zaman uzaktasiniz. Bunlar isin dogasinda var ama biliyorsunuz, dünyadaki en popüler spor bu ve insanlar bunu seviyor. Siz de insanlarin sevip izlemeye geldigi sporu icra ediyorsunuz. Bu harika bir sey! Her hafta canli bir performans izlemeye geliyorlar ve siz de bu performansi sergileyen kisisiniz. Bu harika bir sey! Eger futbolcu degilseniz bunu anlayamazsiniz. Gol atmak, taraftarin önünde oynamak Inanilmaz! Hayatinizin bütün bir kismini buna adiyorsunuz. Yani sansinizi degerlendirin, siki çalisin. Bu sayede basarili bir futbolu olma sansini elde edebilirsiniz.
- Türkiye’deki futbol hakkinda neler düsünüyorsun?
Tutku Türk futbolunda fazlasiyla tutku görüyorsunuz. Sporunuz için duydugunuz tutku inanilmaz. Buraya geldigimde sunu gördüm ki, taraftarindan futbolcusuna, yöneticisinden baskanina herkes kulübü için canini bile verebilir! Bu da olaganüstü bir sey. Negatif olarak bir sey görmüyorum. Herkes hatalar yapar ama devam etmeli ve andan keyif almaliyiz. Dogru olani yapmayi denemeliyiz.
- Süper Lig Kewell için ne ifade ediyor?
Bunlari söylemekten gurur duyuyorum. Yeni bir lig deneyimi yasadim. Yeni bir kültürü kesfettim ve bunu gerçekten sevdim. Daha uzun yillar kalip daha fazla maça çikmak isterdim. Insanlarin bana gösterdigi saygi olaganüstüydü. O yüzden biraz daha kalabilmeyi isterdim.
- Harry Kewell’in Süper 11’i
Yeterince sansliyim ki bu soru bana daha önce de sorulmustu. Derinlemesine düsünüp beraber oynadigim futbolculardan bir 11 yapma firsatim oldu. Dogru hatirliyorsam kalecim Pepe Reina’ydi.
Sag bekte Steve Finnan,
Stoperde Jonathan Woodgate ve Daniel Agger,
Sol bekte Ian Harte,
Defansif orta saha olarak David Batty,
Orta sahada Lee Bowyer ile Steven Gerrard
Sol kanatta Arda Turan, sag kanatta Abdul Kader Keita,
Forvette ise Mark Viduka
Kaynak: İHA


























